Yıl: 2011 Ay: 12 Cilt: 17 Normal Sayı 3
Orijinal Makale
Yıl: 2011
Ay: 12
Cilt: 17
Normal Sayı 3
162 kez görüntülendi
Geliş Tarihi
Kabul Tarihi
Medulla Spinalis Yaralanmalı Hastalarda Osteoporozun Değerlendirilmesi
Doi: 10.4274/tod.02419
Zuhal Bayırlı Karakoyun;
Kastamonu Rehabilitasyon Hastanesi, Kastamonu, Türkiye
Belgin Erhan;
İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Ftr Kliniği, İstanbul, Türkiye
Berrin Gündüz;
İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Ftr Kliniği, İstanbul, Türkiye
Ayşenur Bardak;
İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Ftr Kliniği, İstanbul, Türkiye
Gülsün Iska Elvan;
Konya Seydişehir Devlet Hastanesi, Seydişehir, Konya, Türkiye
Yazışma Adresi
Zuhal Bayırlı Karakoyun;
Kastamonu Rehabilitasyon Hastanesi, Kastamonu, Türkiye
Özet

 

Amaç:  Osteoporoz medullaspinalis yaralanması (MSY) sonrası görülen komplikasyonlardan biridir ve önemli morbidite nedenlerindendir. Bu çalışmada osteoporozu olan MSYli hastaların demografik özelliklerinin, klinik özelliklerinin ve mevcut risk faktörlerinin osteoporozla ilişkisinin incelenmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntemler: Ocak 2009-Haziran 2009 tarihleri arasında hastanemizin MSY takip polikliniklerine başvuran veya rehabilitasyon amacıyla servise yatışı yapılan MSYli hastalardan son 1 yıl içinde çekilmiş mevcut DXAlarında osteoporoz bulunan veya başvuru sonrasında çekilen DXAlarında osteoporoz saptanan 50 yaş altındaki 58 hasta çalışmaya alındı. Bu hastaların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, yaralanma süresi ve etiyolojisi, sigara kullanımı, güneşışığına maruziyeti ve beslenme alışkanlıkları sorgulandı. Nörolojik seviyeleri, komplet mi /inkomplet mi oldukları, ambulasyon durumları ve spastisite varlığı ve şiddeti değerlendirildi. İstatistiksel analizde tanımlayıcı istatistiksel metodlar,Spearman korelasyon testi, Bağımsız Örneklem T Testi, Kruskal Wallis testi, Mann whitney U testi kullanıldı. Anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi.
Bulgular: Hastaların 19u kadın 39u erkekti. Yaş ortalamaları 35,71 ± 8,44 (20-49) yıldı. Hastaların 17si kompletparaplejik (%30,7), 4ükomplettetraplejik (%5,1), 25i inkompletparaplejik (%46,1), 12si inkomplettetraplejikti (%17,9). Çalışmamızda osteoporozun en fazla görüldüğü bölge bacaklardı (n: 51). Yaşla KMY değerleri arasında ilişki yoktu. Bacaklarda ve tüm vücutta KMYnin erkeklerde anlamlı düzeyde daha düşük çıkması dışında (sırasıyla p: 0,002 ve 0,042) cinsiyet açısından fark yoktu. Paraplejiklerdefemur boyun ve femur toplam Z skorlarıtetraplejiklere kıyasla anlamlı olarak daha düşüktü (p değerleri sırasıyla 0,028 ve 0,021). Tetraplejiklerde kollar T skoru daha düşüktü fakat anlamlı değildi (p: 0,150). inkomplet hastalarda lomber KMY değerleri kompletlerden anlamlı düzeyde daha düşüktü (p: 0,005).
Sonuç: MSYli hastalarda erkek cinsiyet, lezyonun inkompletliği ve paraplejik olma kemik yoğunluğunu olumsuz etkilemektedir. Yaş, yaralanma sonrası geçen süre, eğitim durumu, spastisite, ambulasyon düzeyi, sigara kullanımı, güneşışığımaruziyeti ve diyetle kalsiyum alımının ise kemik yoğunluğu üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur. (Türk Osteoporoz Dergisi 2011;17:71-6)

 

Tam Metin

 

Giriş
Medullaspinalis, hareket sisteminin en önemli komponentidir ve yaralanması sonucu birey fiziksel, psikososyal ve ekonomik problemlerle karşı karşıya kalmakta, gelişen komplikasyonlar önemli morbidite ve mortalite sebebi olmaktadır. Osteoporoz da bu komplikasyonlardan biridir.
Osteoporoz, düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikromimari yapısının bozulması ile karakterize olan bir hastalıktır (1-2). Tanısı, oluşmuş bir kırığa bağlı olmayıp, laboratuar ve klinik kanıtlara bağlıdır. En sık görülen metabolik kemik hastalığıdır ve primer olmasının yanında medullaspinalis yaralanması sonucu olduğu gibi sekonder osteoporoz olarak da karşımıza çıkmaktadır.
Medullaspinalis yaralanması sonrası osteoporoz gelişimi açısından çeşitli mekanizmalar öne sürülmektedir. Uzun süreli immobilizasyon, diyet alışkanlıklarının değişmesi, güneşışığına maruziyetin azalması, kalsiyum metabolizmasının bozulması ve nörolojik seviye altında çeşitli nörohormonal faktörler osteoporozun gelişiminden sorumlu tutulmaktadır (3).
Bu çalışmada osteoporoz tanısı almış gençmedullaspinalis yaralanmalı hastalarda osteoporoz ile yaş, cinsiyet, nörolojik seviye, yaralanma sonrası geçen süre, ambulasyon durumu ve diyet alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi inceledik.

Gereç ve Yöntem
Bu çalışmaya, Ocak 2009- Haziran 2009 tarihleri arasında medullaspinalis yaralanması nedeniyle rehabilite edilmek üzere hastanemizde yatarak tedavi gören veya polikliniğe başvuran 58 hasta alındı. Çalışma için hastane etik kurulundan onay alındı.
Son 1 yıl içinde çekilmiş mevcut standart ve/veya tüm vücut dual enerji X-ray absorpsiyometrilerinde (DXA) veya başvuru sonrasında çekilen DXAlarındalomber, femur boyun, femur toplam, kollar, bacaklar, veya tüm vücut Z skorlarında osteoporoz saptanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Bu bölgelerdeki Z skorları not edildi, lomber bölge değerlerinin ortalaması alındı. 50 yaş ve altındaki hastalar çalışmaya dahil edildi, 50 yaşüzeri olan hastalar, 50 yaşın altında olan ancak menopoza girmiş olan hastalar ve DXA da osteoporoz saptanmayan hastalar çalışma dışı bırakıldı.
Hastalar yaş, cinsiyet, eğitim durumu, yaralanma tarihi ve yaralanma etiyolojisi açısından değerlendirildi. Alkol ve sigara kullanıp kullanmadıkları sorgulandı. Güneşışığına maruziyet durumları ve diyetle yeterli süt ve süt ürünleri alıp almadıkları soruldu. Günde en az 20 dakika süre ile ve en az elleri ve yüzü güneş gören hastalar güneşışığına maruziyeti yeterli olarak kabul edildi. Günde en az üç porsiyon süt ve süt ürünleri tüketen hastaların beslenmesi yeterli olarak kabul edildi.
Hastaların daha önce bilinen osteoporoz öykülerinin olup olmadığı, osteoporozu olanların tedaviye uyumları ve tedaviye devam etmeyenlerin bırakma nedenleri not edildi.
Hastalar 2002 ASIA nörolojik muayene standartlarına göre muayene edildi,  Ashworth skalasına göre spastisite yönünden muayene edildi ve spastisitesi olanların spastik kas grupları not edildi. Hastaların ambulasyon durumları değerlendirilerek tekerlekli sandalye seviyesinde, terapötikambule ve fonksiyonel ambuleşeklinde üç grup belirlendi.
Verilerin analizi SPSS for Windows (Version 16.0) bilgisayar paket  programı ile değerlendirildi. Değerlendirme sırasında tanımlayıcı istatistiksel metodlara (Ortalama, Standart Sapma) ek olarak parametrik hesaplamalarda Spearman korelasyon testi, nonparametrik hesaplamalarda İndependentsample T test, Kruskal Wallis test, Mann Whitney U Test kullanıldı. Sonuçlar %95lik güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi.

Bulgular
Çalışmada, Ocak 2009- Haziran 2009 tarihleri arasında medullaspinalis yaralanması nedeniyle rehabilite edilmek üzere hastanemizde yatarak tedavi gören veya polikliniğe başvuran 58 hasta değerlendirildi. Hastaların 39u erkek (%67,2),19u kadın (%32,8) idi. Yaş ortalaması 35,71±8,44 (20-49) idi. Eğitim durumları okuma yazma yok 3 (%5,2), okur yazar 5 (%8,6), ilköğretim 24 (%41,4), lise mezunu 18 (%31,0), üniversite 8 (13,8) idi.
Yaralanma sonrası geçen süre ortalama 117,74±102,13 aydı
(6-394, median 83). Yaralanma etiyolojisine bakıldığında en sık sebep trafik kazalarıydı (n: 19, %32,8), bunu yüksekten düşme takip ediyordu (n: 15, %25,9).  Yaralanma etiyolojilerine göre dağılım Tablo 1de verilmiştir.
Hastaların 16 tanesi tetraplejik (%27,6), 42 tanesi paraplejikti (%72,4). Tetraplejiklerin yaş ortalaması (33,00±9,79), paraplejiklerin yaş ortalaması (36,74±7,74) idi. İki grup arasındaki yaş farkı anlamlı değildi (p:0,133). Toplam hasta populasyonunun 21i komplet yaralanmalı, 37si inkomplet yaralanmalıydı. ASIA sınıflandırmasına göre hastaların dağılımı Tablo 2de verilmiştir.
Bölgesel olarak osteoporoz değerlendirmesi yapıldığında en fazla osteoporoz bacaklarda görülmekteydi (n:51). Bu hastaların 14 tanesi tetraplejik, 37 tanesi paraplejikti. Bölgelere göre osteporoz dağılımı Tablo 3de verilmektedir.
Hastaların 42si (%72,4) süt ve süt ürünlerini yeterli oranda almaktaydı. 44 hastanın (%75,9) güneşışığına maruziyetiyeterliydi.Tekerlekli sandalye seviyesindeki hastaların sayısı 27 (%46,6) di. 8 hasta (%13,8) terapötikambulasyon sağlayabilirken, kalan hastalar (%39,7) fonksiyonel ambule olabiliyordu.
Üst ve alt ekstremite kas grupları muayene edilen hastaların 21 tanesinde (%36,2) spastisite saptandı. Spastisite en çok 20 hasta ile alt ekstremitefleksör kas grubunda gözlenirken , diğer 1 hastada üst ekstremitefleksör grupta spastisite mevcuttu. Ashworth skalasına göre hastaların %66,7sinde  Ashworth (Ash) 2 spastisite gözlenmekteydi (n:14,). %28,6sındaAsh 1 (n:6), %4,8inde ise Ash 3 spastisite (n:1) mevcuttu. Hastalardan 19u (%32,8) sigara kullanırken, 2si (%3,4) alkol kullanmaktaydı.
Hastaların 23 tanesinde öncesinde osteoporoz öyküsü mevcuttu (%39,7). Osteoporoz öyküsü olan hastaların 10u tedaviye devam etmiyordu. Bırakma nedeni hastaların tamamında hastanın iyileşme olmaksızın tedaviyi kendi isteğiyle bırakmasıydı.
Cinsiyete göre z skorlarındaki değişim bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde bacaklar (p=0,002) ve tüm vücut (p=0,042) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Erkeklerde bacaklar ve tüm vücut değerlerinin ortalamalarının daha düşük olduğu görülmüştür.
Yaş ile z skorlarının ilişkisi korelasyon analizi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı. Sırasıyla istatistiksel anlamlılık dereceleri yaş ile lomber (p=0,959), yaş ile femur boyun (p=0,207), yaş ile femur toplam (p=0,635), yaş ile kollar (p=0,538), yaş ile bacaklar (p=0,329) ve yaş ile tümvücut (p=0,851)di.
 Yaralanma süresi ile z skorlarının ilişkisi korelasyon analizi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı. Sırasıyla istatistiksel anlamlılık dereceleri yaralanma ile lomber (p=0,412), yaralanma ile femur boyun (p=0,492), yaralanma ile femur toplam (p=0,535), yaralanma ile kollar (p=0,100), yaralanma ile bacaklar (p=0,151) ve yaralanma ile tüm vücut (p=0,319)du.
Eğitim durumuna göre z skorlarındaki değişim kruskalwallis analizi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamadı. Sırasıyla anlamlılık dereceleri lomber (p=0,923), femur boyun (p=0,847), femur toplam (p=0,930), kollar (p=0,346), bacaklar (p=0,506) ve tüm vücut (p=0,557)ydi.
Pleji durumuna göre z skorlarındaki değişim bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde femur boyun (p=0,028) ve femur toplam (p=0,021) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu belirlendi. Paraplejik olanlarda tetraplejik olanlara göre femur boyun ve femur toplam z değerlerinin ortalamalarının daha düşük olduğu bulundu. Tetraplejik ve paraplejiklerdeki kemik mineral yoğunluğu  ortalamaları Tablo 4de verilmiştir.
Komplet/inkomplet oluşuna göre z skorlarındaki değişim bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde sadece lomber (p=0,005) değerlerinde farklılık olduğu ve inkomplet olanlarda lomber değerlerinin ortalamasının daha düşük olduğu belirlendi. Bulgular Tablo 5de verilmiştir.
Diyetle yeterli kalsiyum alanlarla almayanlar arasında osteoporoz açısından istatiksel olarak  anlamlı fark yoktu. Sırasıyla anlamlılık dereceleri lomber (p=0,988), femur boyun p=0,612, femur toplam p=0,597, kollar p=0,958, bacaklar p=0,276 ve tüm vücut p=0,168di. Güneşışığını yeterli oranda görenler ve görmeyenlerde z skorlarındaki değişim bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlendi. Sırasıyla anlamlılık dereceleri lomber p=0,911, femur boyun p=0,463, femur toplam p=0,555, kollar p=0,577, bacaklar p=0,310 ve tüm vücut p=0,277ydi.
Ambulasyon durumuna göre z skorlarındaki değişim kruskalwallis analizi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamadı. Sırasıyla anlamlılık dereceleri lomber p=0,372, femur boyun p=0,853, femur toplam p=0,786, kollar p=0,175, bacaklar p=0,092 ve tüm vücut p=0,532ydi.
Spastisitesi olan ve olmayanlarda z skorlarının değişimi bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlendi. Sırasıyla anlamlılık dereceleri lomber p=0,344, femur boyun p=0,952, femur toplam p=0,876, kollar p=0,571, bacaklar p=0,745 ve tümvücut p=0,524dür. Spastisitesi olan hastalarda Ashworth skalasına göre spastisiteşiddetiyle kemik yoğunluk ölçümleri karşılaştırıldı. Üst ekstremitefleksör grupta spastisitesi olan 1 hasta olduğu için korelasyon değerlendirmesi yapılamadı. Alt ekstremitefleksör grupta spastisitesi olan 20 hastada  Ash skoru ile alt ekstremite z skorlarının değişimi Mann Whitney U testi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamadı. Femur boyun için p=0,861, femur toplam için p=0,692 ve bacaklar için p=0,657ydi. 
Sigara kullanımına göre z skorlarındaki değişim bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlendi. Sırasıyla anlamlılık dereceleri lomber p=0,925, femur boyun p=0,719, femur toplam p=0,688, kollar p=0,132, bacaklar p=0,359 ve tüm vücut p=0,629du. Alkol kullanımına göre z skorlarındaki değişim alkol kullanan 2 kişi ve kullanmayan 56 kişi olduğundan istatistiksel olarak karşılaştırılamamıştır.
Çalışma öncesinde osteoporoz öyküsü bulunan hastalardan halen tedaviye devam edenlerle ihmal nedeniyle tedaviyi bırakmış olanların z skorlarının değişimi bağımsız gruplarda t testi ile incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Değerler sırasıyla; lomber p=0,089, femur boyun p=0,301, femur toplam p=0,841, kollar p=0,931, bacaklar p=0,899 ve tüm vücut p=0,370 idi
Bu çalışmadaki medullaspinalis yaralanmalı hastalarda en fazla osteoporoz bacaklarda görülmekteydi. Kadın ve erkekler arasında KMY (kemik mineral yoğunluğu) açısından değerlendirme yapıldığında bacaklar ve tüm vücut Z skoru ortalamaları erkeklerde anlamlı olarak daha düşüktü. Hastaların yaşları ile kemik yoğunlukları arasında ilişki bulunamadı.Yaralanma sonrası geçen süre ile hastaların Z skorları arasında ilişki yoktu. Eğitim düzeyinin kemik mineral yoğunluklarıüzerine anlamlı bir etkisi bulunamadı.
Paraplejiklerde alt ekstremite KMY değerleri tetraplejiklere göre anlamlı olarak daha düşük bulundu. Tetraplejiklerde ise kollar daha düşüktü fakat anlamlıdeğildi.İnkomplet hastalarda lomber KMY değerleri kompletlerden anlamlı olarak daha düşüktü. Hastaların ambulasyon durumlarının Z skorları ile ilişkisi incelendiğinde anlamlı bir bulgu yoktu. Spastisite varlığının ve spastisitesi olan hastalarda spastisiteşiddetinin kemik yoğunluklarıüzerine anlamlı bir etkisi yoktu. Daha öncesinde osteoporoz tanısı almış olan hastalardan osteoporoz tedavisine devam edenlerle ihmal nedeniyle tedaviyi bırakmış olanların Z skorları arasında anlamlı bir fark yoktu.
Diyetle yeterli kalsiyum alımının ve yeterli düzeyde güneşışığımaruziyetinin kemik yoğunluklarıüzerine anlamlı bir etkisi bulunamadı.Sigara kullanan hastalarda femur boyun hariç tüm değerler daha düşük olmakla birlikte sigara kullanımının kemik yoğunluğu üzerine anlamlı düzeyde bir etkisi bulunamadı.

Tartışma
Medullaspinalis yaralanması sonrası görülebilen komplikasyonlardan biri olan osteoporoz önemli morbidite nedenlerinden biridir. Değişen oranlarda görülebilmekle birlikte lezyonun seviyesine, komplet ve inkomplet oluşuna, yaralanma sonrası geçen süreye, hastanın yaşına, cinsiyetine, beslenme alışkanlıklarına, güneşışığımaruziyetine, ambulasyon durumuna, spastisite varlığına, sigara ve alkol kullanımına bağlı olarak şiddeti değişkenlik gösteriyor olabilir. Çalışmamızda bu gibi faktörlerle osteoporozun ilişkisi incelenmiştir.
ABDde etiyolojide trafik kazaları %36,6 ile en sık sebep iken bunu şiddet olayları (%27,9), düşmeler (%21,4) ve spor yaralanmaları (%6,5) izlemektedir. Ülkemizde Karacan ve arkadaşlarının yaptığıçalışmada da trafik kazaları %48,8 ile en sık neden olarak bulunmuştur (4). Bizim çalışmamızda da etiyolojik faktör olarak trafik kazaları %32,8 oranla ilk sıradaydı ve bunu %25,9 ile yüksekten düşme izliyordu.
Hastalarımızda en fazla osteoporoz görülen bölge bacaklardı ve bu veri yaralanma seviyesinin altında osteoporoz görülme olasılığının fazla olduğu fikrini desteklemekteydi. Bir çalışmada fiziksel olarak aktif medullaspinalis yaralanmalı hastalar sağlıklı bireylerle karşılaştırılmış, medullaspinalis yaralanmalı hastaların alt ekstremite kemik yoğunluğu değerleri sağlıklı bireylere kıyasla anlamlı olarak daha düşük bulunmuş, kollarda ve omurgada ise fark bulunamamıştır (5).
Lezyonun komplet oluşu, parapleji, artmış yaş ve yaralanma süresi, kadın cinsiyet medullaspinalis yaralanması hastalarında osteoporoz risk faktörleri arasında kabul edilmektedir (6). Çalışmamızda kadın ve erkekler osteoporoz şiddeti açısından karşılaştırılmış ancak kabul gören risk faktörlerinin aksine bacaklar ve tüm vücut kemik yoğunluğu erkeklerde daha düşük çıkmış ve anlamlı bulunmuştur.
Yaşla birlikte osteoporoz şiddeti artması beklenen hastaların kemik mineral yoğunlukları incelendiğinde böyle bir anlamlı ilişki görülmemektedir. Medullaspinalis yaralanmasının nörohormonal faktörlere bağlı olarak kemik yoğunluğu üzerindeki olumsuz etkisi hastaların yaşa bağlı kemik kaybındaki artışı maskelemiş olabilir. Nitekim MSY olmayan populasyonda yaş arttıkça kemik yoğunluğunun azaldığı bilinmektedir. Yaralanma sonrası geçen sure ile kemik mineral yoğunluğunun ilişkisinin anlamlı düzeyde çıkmaması da hasta grubumuzun yaralanma süresinin nispeten uzun olmasına bağlanabilir. MSY sonrası en hızlı kemik kaybının ilk 6 ayda olduğu bilinmektedir. Garland ve arkadaşlarının yaptığıçalışmada hastaların  lomber kemik yoğunlukları yaşla pozitif korele, bacak kemik yoğunlukları ise negatif korele bulunmuştur (7). Lomber değerlerde saptanan bu bulgu sağlıklıpopulasyonda beklenenin aksine medullaspinalis yaralanmalı hastalarda aksiyel yüklenmeye bağlı olarak lomber kemik yoğunluklarının artıyor olabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamızdaki hastaların lomber kemik yoğunlukları ile yaşları arasında bu çalışmadan farklı olarak korelasyon saptanmamıştır.
Parapleji ve tetrapleji açısından bakıldığında 1992 de Garland ve arkadaşlarının yaptığıçalışmada 45 medullaspinalis yaralanmalı hasta değerlendirilmiş ve kollar ve gövde kemik mineral yoğunluğu değerleri paraplejik ve tetraplejiklerde anlamlı olarak farklı iken, pelvis ve altında iki grup arasında fark bulunamamıştır (3). 2007 yılında yayınlanmış bir çalışmada 15 kompletparaplejik hasta incelenmiş ve kemik mineral yoğunluklarıfemur boyun ve trokanterde azalmış iken lomberde değişiklik saptanmamıştır (8). Bizim çalışmamızda paraplejik ve tetraplejikler karşılaştırıldığında  iki grup alt ekstremite değerleri farklı bulunmuştur. Paraplejiklerinfemur boyun ve femur toplam yoğunluklarıtetraplejiklerden anlamlı olarak daha düşük çıkmıştır. Kollarda ise diğer çalışmalarla paralel olarak tetraplejiklerde daha düşük kemik yoğunluğu saptanmış olmakla beraber bu düşüklük anlamlı bulunamamıştır. Grup içi incelemelerde hem paraplejik hem de tetraplejiklerde alt ekstremite değerleri kollar ve lombere kıyasla daha düşük bulunmuştur. Her iki grupta da lomber kemik yoğunluklarının korunduğu görülmektedir. Medullaspinalis yaralanması sonrası omurga kemik yoğunluklarının korunduğu ve hatta arttığı yönünde çalışmalar yayınlanmıştır. Broholm ve arkadaşları 2005 yılında 18 medullaspinalis yaralanmalı erken menopozal kadın hastanın kemik mineral yoğunluklarını incelemiş ve lomber bölge hariç tüm değerlerde düşme saptamışlardır (9). Garland ve arkadaşları da 2001 yılında 31 kronik komplet yaralanmalı kadın hastayı incelemiş ve yaralanma sonrası geçen süreye paralel olarak lomber kemik yoğunluğunun korunduğunu ya da arttığını saptamışlardır (7). Lomber bölgenin kemik kaybından korunması oturmaya bağlıgravitasyonel yüklenmeye bağlanmaktadır. Szollar ve arkadaşları da yaptıklarıçalışmada hastaların tümünde yaralanmadan sonra vertebral kemik mineral yoğunluklarının arttığını bulmuşlardır (10).
Çalışmamızda inkomplet hastaların lomber değerleri kompletlere göre daha düşük bulunmuştur ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Vlychou ve arkadaşları yaptığıçalışmada komplet ve inkomplet yaralanmalı hastaları karşılaştırmışlar ancak iki grup arasında kemik mineral yoğunluklarında fark gösterememişlerdir (11). 46 erkek medullaspinalis yaralanmalı hastanın incelendiği kesitsel bir çalışmada bizim çalışmamızın tersine komplet hastaların lomber kemik yoğunluklarıinkompletlerden anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Aynıçalışmada komplet lezyonlu hastaların proksimalfemur KMY değerleri inkomplet hastalardan daha düşük olmasına rağmen, bu fark anlamlı bulunmamıştır (12). Bir başka çalışmada yine komplet ve inkompletler arasında fark bulunamamıştır (13).
İmmobilizasyonunönceleri osteoporoz mekanizmasındaki esas neden olduğu düşünülmüştür. Fakat daha sonra bazınörohormonal faktörlerin osteoporozda etkili olduğu ileri sürülmüştür. Çalışmamızda hastaların ambulasyon durumları ile kemik mineral yoğunlukları karşılaştırılmış tekerlekli sandalye seviyesindeki hastalar, ayakta denge düzeyindeki hastalar ve ambule olabilen hastalar arasında kemik yoğunlukları açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu da osteoporoz mekanizmasındaki güncel fikirleri desteklemektedir. Giangregorio ve ekibinin yaptığı bir çalışmada medullaspinalis yaralanması olan ve yaralanma süresi 2-6 ay arasında değişen 5 hastaya lokomat yardımıyla 24 hafta süre ile yürüme egzersizleri yaptırılmış ve kemik yoğunluklarında başlangıç değerlerine göre anlamlı bir değişme saptanamamıştır (14). Bulgularımızın aksine 2008 yılında yapılan bir çalışmada ayakta dengesi olan 27 hasta ayakta duramayan 27 hasta ile karşılaştırılmış ve ayakta dengesi olan medullaspinalis yaralanmalı hastalarda alt ekstremite kemik mineral yoğunlukları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (15). Çalışmamıza paralel olarak bazıçalışmalarda ambulasyon seviyesi ayakta durma, yürüme gibi aktivitelerin yek başına kemik mineral yoğunluğunu arttırmadığı, osteoporozu önlemediği sonucuna varılmıştır (13,16-17). Yine bir çalışmada 20 hasta 12 hafta boyunca otuzar dakikalık periyotlar halinde ayakta durma masası yardımıyla dik pozisyonda tutulmuş ve alt ekstremite kemik yoğunluklarında anlamlı bir artış sağlanamamıştır (18).
Çalışmamızda günde en az 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketen hastalar diyetle yeterli kalsiyum alıyor kabul edilmiş, günde en az 20 dakika dışarıçıkan hastalar yeterli güneşışığımaruziyeti var olarak kabul edilmiş ve beslenmesi ve güneşışığı yetersiz olan hastalarla kemik yoğunlukları karşılaştırılmıştır. Diyetle kalsiyum almanın ve yeterli düzeyde güneşışığımaruziyetinin kemik yoğunluğu üzerine olumlu etkisi saptanmamıştır.Bu bulgularımız diyetle kalsiyum alımının ve güneşışığımaruziyetinin kemik üzerine olumlu etkileri olduğu bilgisini desteklememektedir. Murphy ve arkadaşlarının 1994 de yaptıkları bir çalışmada yaşları 44-74 arasında değişen 284 kadın içtikleri süt miktarına göre gruplara ayrılmış, DEXAlarıçekilmiş ve kemik mineral yoğunluklarının süt miktarı ile doğru orantılı olarak arttığı bulunmuştur (19).
Elli dört motor kompletmedullaspinalis yaralanmalı hastanın incelendiği bir çalışmada hastalar Ashworth skalası ile spastisite yönünden değerlendirilmiş ve periferik kantitatif bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilen femur, tibia ve radius kemik yoğunluklarıspastisite ile doğru orantılı olarak artmış bulunmuştur (20). Löfvenmark ve arkadaşlarının 9 tanesinde spastisite olan toplam 18 motor kompletmedullaspinalis yaralanmalı hasta üzerinde yaptıkları incelemede spastisitenin kemik mineral yoğunluğu üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur (21). Bizim çalışmamızda da spastisite varlığının kemik mineral yoğunluğu üzerine etkisi bulunamamış, ve alt ekstremitedespastisitesi olan hastalarda spastisiteşiddetli ile alt ekstremite KMY arasında anlamlı düzeyde bir korelasyon saptanmamıştır.
Sigara kullanımıosteporoz için risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Bauman ve arkadaşlarının 2005 de yaptıkları bir çalışmada 8 tanesi sigara kullanan toplam 19 medullaspinalis yaralanmalı hastaya D vitamini verilmiş ve 24 aylık takip sonucunda sigara kullanmayan 11 hastanın bacak kemik mineral yoğunlukları anlamlı olarak yükselmişken, kullananlarda anlamlı değişiklik saptanmamıştır (22). Çalışmamızda sigara içen hastalarda femur boyun haricindeki  tüm bölgelerde Z skorları ortalamaları içmeyenlere kıyasla daha düşüktü fakat anlamlı değildi.
Alkol kullanımı da osteoporoz risk faktörleri arasındadır. Çalışmamızda alkol kullanım öyküsü olan 2 hasta mevcuttu ve kollar ve lomber dışındaki tüm Z skorlarında genel hasta populasyonun ortalamasına kıyasla düşüklük mevcuttu. Spencer ve arkadaşları alkol rehabilitasyon merkezine başvuran 96 erkek hastanın röntgenogramlarını incelediğinde %47sinde kemik kaybı olduğunu saptamışlardır (23). Röntgenogramlarda kemik kaybının saptanabilmesi için %30 kayıp olmsı gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yine bir başka çalışmada 84,484 kadın anket yoluyla değerlendirilmiş ve alkol alımının kalça ve önkol kırıklarını doza bağımlı oranda arttırdığı saptanmıştır (24). Çalışmamızdaki bulgular literatür ile uyumlu olmakla beraber vaka sayısı anlamlı bir değerlendirme yapmak için yeterli değildir.

Kaynaklar
1.Francis J, BonnerJr, Charles H, Chesnut III, Lindsay R, Osteoporoz. Editör DeLisa JA. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon İlkeler ve Uygulamalar. Güneş Tıp Kitapevleri; 2007. p. 699-719.
2.Erhan GB, Yılmaz H. MedullaSpinalis lezyonunda Osteoporozun Tanı ve Tedavisi. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 2001;47.
3.Garland DE, Steward CA, Adkins RH, Hu SS, Rosen C, Liotta FJ, et al. Osteoporosisafterspinalcordinjury. J OrthopRes 1992;10:371-8.
4.Karacan I, Koyuncu H, Pekel O, Sümbüloglu G, Kirnap M, Dursun H, et al. Traumaticspinalcordinjuries in Turkey: a nation-wideepidemiologicalstudy. SpinalCord 2000;38:697-701.
5.Jones LM, Legge M, Goulding A. Intensiveexercisemaypreserve bone mass of theupperlimbs in spinalcordinjuredmales but does not retarddemineralisation of thelower body. SpinalCord 2002;40:230–5.
6.Douglas E. Garland MD, Rodney H. AdkinsPhD, Charles A, Stewart MD. FractureThresholdand Risk forOsteoporosisandPathologicFractures in IndividualswithSpinalCordInjury. Topics in SpinalCordInjuryRehabilitation 2005;11:61-9.
7.Garland DE, Adkins RH, Stewart CA, Ashford R, Vigil D. Regionalosteoporosis in womenwhohave a completespinalcordinjury. J Bone JointSurgAm 2001;83:1195-200.
8.Can A, Döşoğlu MS, Karacan İ, Karamehmetoğlu Ş. Travmatik omurilik yaralanması olan olgularda aksiyel yüklenmenin kemik mineral yoğunluğu üzerine etkisi. Ulus Travma Acil Cerrahi Derg 2007;13:101-5.
9.Broholm B, Pødenphant J, Biering-Sørensen F. Thecourse of bone mineral densityandbiochemicalmarkers of bone turnover in earlypostmenopausalspinalcordlesionedfemales. SpinalCord 2005;43:674-7.
10.Szollar SM, Martin EM, Sartoris DJ, Parthemore JG, Deftos LJ. Bone mineral densityandindexes of bone metabolism in spinalcordinjury. Am J PhysMedRehabil 1998;77:28-35.
11.Vlychou M, Papadaki PJ, Zavras GM, Vasiou K, Kelekis N, Malizos KN, et al. Paraplegia-relatedalterations of bone density in forearmandhip in Greekpatientsafterspinalcordinjury. DisabilRehabil 2003;25:324-30.
12.Sabo D, Blaich S, Wenz W, Hohmann M, Loew M, Gerner HJ. Osteoporosis in patientswithparalysisafterspinalcordinjury. A crosssectionalstudy in 46 malepatientswithdual-energy X-ray absorptiometry. ArchOrthopTraumaSurg 2001;121:75-8.
13. Dauty M, PerrouinVerbe B, Maugars Y, Dubois C, Mathe JF. Supralesionalandsublesional bone mineral density in spinalcordinjuredpatients. Bone 2000;27:305-9.
14. Giangregorio LM, Hicks AL, Webber CE, Phillips SM, Craven BC, Bugaresti JM, et al. Body weightsupportedtreadmilltraining in acutespinalcordinjury: impact on muscleand bone. SpinalCord 2005;43:649–57.
15. Alekna V, Tamulaitiene M, Sinevicius T, Juocevicius A. Effect of weight-bearingactivities on bone mineral density in spinalcordinjuredpatientsduringtheperiod of thefirsttwoyears. SpinalCord  2008;46:727-32.
16. Kunkel CF, Scremin AM, Eisenberg B, Garcia JF, Roberts S, Martinez S. Effect of "standing" on spasticity, contracture, andosteoporosis in paralyzedmales. ArchPhysMedRehabil 1993;74:73-8.
17. Biering-Sørensen F, Bohr H, Schaadt O. Bone mineral content of thelumbarspineandlowerextremitiesyearsafterspinalcordlesion.  Paraplegia 1988;26:293-301.
18. Ben M, Harvey L, Denis S, Glinsky J, Goehl G, Chee S, et al. Does 12 weeks of regularstandingpreventloss of anklemobilityand bone mineral density in peoplewithrecentspinalcordinjuries? Aust J Physiother. 2005;51:251-6.
19. Murphy S, Khaw KT, May H, Compston JE. Milkconsumptionand bone mineral density in middleagedandelderlywomen. BMJ 1994;308:939-41.
20. Eser P, Frotzler A, Zehnder Y, Schiessl H, Denoth J. Assessment of anthropometric, systemic, andlifestylefactorsinfluencing bone status in thelegs of spinalcordinjuredindividuals. OsteoporosInt 2005;16:26-34.
21. Löfvenmark I, Werhagen L, Norrbrink C. Spasticityand bone densityafter a spinalcordinjury.  J RehabilMed 200941:1080-4.
22. Bauman WA, Spungen AM, Morrison N, Zhang RL, Schwartz E. Effect of a vitamin D analog on leg bone mineral density in patientswithchronicspinalcordinjury. J RehabilRes Dev 2005;42:625-34.
23. Spencer H, Rubio N, Rubio E, Indreika M, Seitam A. Chronicalcoholism: A frequentlyoverlookedcause of osteoporosis in men. Am J Med 1986;80:393-7.
24. Hernandez-Avila M, Colditz GA, Stampfer MJ, Rosner B, Speizer FE, Willett WC. Caffeine, moderatealcoholintake, and risk of fractures of thehipandforearm in middle-agedwomen.  Am J ClinNutr 1991;54:157-63.

 

Anahtar Kelimeler
Osteoporoz, medullaspialis yaralanması, risk faktörleri
2012 © Galenos Yayınevi | Her Hakkı Saklıdır. Gizlilik Bildirimi | Erişilebilirlik